Nam-ı diğer Antagonist, kötü taraf, rakip, düşman. Son yıllarda bazı filmlerde ’’ kötüler’’ sevilmeye başlandı. İş öyle bir hale geldi ki bu kötülerin filmleri gişe rekorları kırıyor. Üstelik bu filmlerde kötüler baya baya kahraman (Protagonist) özelliği gösteriyor. Yani eskinin Antagonisti şimdinin Protagonisti mi oldu? Bu tartışma burada dursun biraz terimler arasında dolaşalım.
Filmlerde ve diğer hikaye anlatım sanatlarında kötü ve iyinin savaşı vardır. Kahraman ve anti kahraman film boyunca mücadele eder. Genellikle de kahraman bu mücadeleyi kazanır. Tüm bu hikayelerde dinleyici-izleyici-okuyucu kendini kahraman tarafında konumlandırır. Onunla empati kurar, kendini onun yerine koyar, onunla sevinir onunla üzülür. Buna bağlı olarak da kötüyü kendine rakip olarak görür, onu sevmez hatta ondan nefret eder. Hikaye kurgulayıcıları, senaryo yazarlarının zaten amaçlarından biri budur. Bu filmcileri bilerek yaptığı bir şeydir. Ana karakteri izleyiciye sevdirip, izleyicinin onunla empati kurmasını sağlamak. Aynı iyi senaristler anti kahramanı da bir o kadar güçlü ve kötü yaparlar. Çünkü o ne kadar güçlü ve kötüyse onu yenmek o kadar kahramanca görünecektir.
Peki bazı anti kahramanlar neden farklıdır? Bu anlattığım sınırların dışına taşan ya da dönüşüm geçiren karakterler vardır. Ayrıca realistlik bakış açısıyla oluşturulan, nedenleriyle birlikte filmde yer açılıp anlatılan anti kahramanlar vardır. Bu anti kahramanlar izleyicinin gözünde fark yaratmıştır. Bu arada bazı filmlerde karakterler iyi tarafa geçerken karanlık tarafa geçenlerde vardır. Yani kahraman anti kahraman olur. Bunun en önemlisi Anakin Skywalker – Darth Vader dönüşümüdür. Anti kahramanın, kahramana dönüşümüne gösterilen en önemli örnek ise Taksi Driver’ın Travisi’dir. Buna pek katılmamakla birlikte bu bambaşka bir tartışma konusu olabilir.
Bu karakterler dışında çıktığı ilk andan beri kötü olan bir karakter var, Joker. Dc’nin çizgi romanlarında ilk olarak 1940 tarihinde görüldü. Joker, büyük kahraman Batman’a anti kahraman olarak yaratılmıştır. Yıllarca biz onu filmlerde, çizgi filmlerde nedensiz bir kötü olarak gördük. Joker’in arketipi ve hikayesi hakkında genel izleyici olarak bir bilgimiz yoktu. Rastgele kötülükler yapan bir karakterdi. Renkli kişiliği ve sıra dışı tavırlarıyla herkesin ilgisini her zaman çekmiştir fakat sevilmiş midir? Orası tartışılır. Bu süreç Joaquin Rafael Phoenix’in oynadığı ve Joker’in hikayesinin anlatıldığı, Joker filmiyle başka bir boyuta geçti. Herkes Joker’in nasıl Joker’e dönüştüğünü, Joker’in gözünden gördü. Joker’le empati kurdu. Joker’i anladı. Joker bu filme aslında iyi bir insan olarak başladı, toplumdan dışlanma sonucunda karakteri değişim göstererek kötülükler yapan birine dönüştü.
İnsanlar Joker’i çok sevdi, onu anladı. Film gişede çok büyük bir başarı gösterdi. Üstelik çok çok büyük bütçesi de yoktu. Acayip büyük bir Hollywood yapımı değildi. Kadrosu yıldızlar geçidi değildi. Aslında sadece sıradan bir adamın ötekileştirilerek bir anti kahramana dönüşümünü izledik. Sembolik olarak onu öteki yapan her şeyden intikam alarak film sonlandı. Herkes nasıl kahramanla bir empati kurduysa anti kahramanla empati kurup sonunda aldığı intikamdan keyif duydu. Çok garip değil mi? Aslında değil, çünkü herkes hayatının belli bir alanında ötekileştirilmiştir. Bu ötekileştirilmenin sonucunda intikam almak, kötülük yapmak istemiştir. Üstelik kurbandır Joker. Her insanın bilincinde bir kurban psikolojisi yatar, bu onu rahatlatır. Bu onun tüm olamayışlarına, tüm başarısızlıklarına kılıf bulur. Yaptığı tüm hataları, tüm kötülükleri, tüm aylaklıkları kendince haklı çıkartır. Çünkü ona bunu diğer insanlar yaptırmıştır. Düştüğü bu kötü durumdan kendinin o kadar da suçu yoktur.
Anti kahramanları sevmeye devam ederken biz yine kahramanları da sevelim. İyinin doğrunun, güzelin yanında olalım. Yaşadığınız haksızlıklar sizi kötü yola sevk etmesin. Kötü karakterleri sevip izlemeye devam ederken gerçek hayattan kopmayalım. Sevenleri için Joker 2 çok yakında vizyona geliyor. Herkese iyi seyirler.
Yazar: Rafet Ogeday Erdoğan
